ÇALIŞAN ANNELER VE ÇOCUKLARI

Bir bebek dünyaya gözlerini açtığında ilk olarak ağlar. Çünkü anne karnında çok rahattır. Yemek, nefes almakla ilgili bir sorunu yoktur; her şey ona hazır olarak sunulmuştur.

ABONE OL Google News

Bir bebek dünyaya gözlerini açtığında ilk olarak ağlar. Çünkü anne karnında çok rahattır. Yemek, nefes almakla ilgili bir sorunu yoktur; her şey ona hazır olarak sunulmuştur. Ama doğumla birlikte birdenbire nefes almak zorunda kalır. Dışarının soğuk ortamından etkilenir ve birden korkuya kapılır. Bu korkuda sığınacağı en güvenli kucakta annesinin kucağı olur. Onunla birlikteyken kendisini güvende hisseder. Hayatla bağlantısını kurarken, dış dünyayla ilgili korkularını yenmeye çalışırken yanında hep annesi olur.

Anneyi kaybetmek bebek için en büyük korku, en büyük travmadır. Daha ilk günlerde annesi birkaç metre uzağa gitse panik yapar. Büyüklerin annesi yanında olmayan ve ağlayan bir bebeğe annenin bir giysisini koklattıklarında bebeğin susması da annesine olan bu bağlılık yüzündendir. Bebeğin anneye büyük ihtiyaç duyduğu dönem ilk üç yıldır. Bazı anneler çocuklarını kendileri büyütmek isterler ve ilk üç yıl iş hayatından fedakarlıkta bulunurlar. Ama bazı anneler çeşitli sebeplerle çocukları daha üç yaşını tamamlayamadan iş hayatına geri dönmek zorunda kalabilirler. Bu dönemde çocuğun bakımını üstlenecek olan kişinin dikkatle seçilmesi gerekir. Kararlı ve tutarlı ilişki kuracak birisi çocuğa bakmalıdır ki, çocukta temel güven duygusu oluşabilsin ve kişiliği bunun üzerine inşa edebilsin.

Bakıcı Sık Değişmemeli

Çalışan annelerin çocuklarını kültürümüzde genelde anneanneler, babaanneler bakarlar. Eğer onlar yoksa bakıcı devreye girer. Bakıcının sürekli olması, sık sık değişmemesi gerekir. Ama annenin beklentilerini karşılamıyorsa veya bazı sebeplerden ötürü anlaşma sağlanamadıysa bakıcının değişmesi gündeme gelebilir. Birkaç arayla değişmesinde problem yoktur. Annenin de desteğiyle çocuk yeni bakıcısına alışabilir ve uyum sağlayabilir. Bunun yanında bazı mükemmeliyetçi anneler bakıcı konusunda çok hassas davranırlar, kimseyi beğenmedikleri için çok sık bakıcı değiştirirler. Bu durum riskli bir durumdur. Tıpta hospitalizasyon adı verilen bir çocuk hastalığı vardır. Bu hastalık doğduğu yıl bakım evine bırakılan çocuklarda görülür. Bu çocukların kiloları az olur, büyümezler, mutsuzdurlar ve ani ölüm riskleri vardır. Aslında çok iyi yedirilip içiriliyorlardır, ama bakım evinde vardiyalı çalışan bakıcılar sıklıkla değiştiği için çocuklar bu kişilerle sürekli ilişki kuramamaktadır. Bebekler bakımlarını üstlenen kişinin kokusunu, sesini, kendisini kucağına alışını tanırlar ve hep aynı kişinin olmasını beklerler. Bu beklentileri boşa çıkınca da adı geçen hastalığa yakalanırlar. Kendi sıcak yuvalarında yaşayan çocukların da benzer durumlar yaşamaması için bakıcının çok sık değişmemesi gerekir.

Bakıcı olan evlere kamera konması, bakıcının denetlenmesi faydalı olacaktır. Eğer böyle bir imkân yoksa sahte bir kamera konması, böylece bakıcının sürekli izlendiği düşünmesi de işe yarayabilir. Nitekim bakıcı öz çocuğuna bakmadığı için çocuğu ihmal etmeye yakın durabilir. Elbette bakıcının çocuğu sevmesi şart değildir. Ama çocuğun ihtiyaçlarını gidermelidir.

Annenin Suçluluk Hissi

İş hayatına dönen anne çocuğunu evde bıraktığı için suçluluk hisseder. Akşam eve döndüğünde bu suçluluk hissinden dolayı çocuğuna karşı aşırı verici olur. Eve gelirken ona küçük hediyeler alır, aşırı ilgi gösterir. Akşamları annesinden böylesine bir ilgi gören çocuk sabah annesini göremeyince öfke duymaya başlar ve bir süre sonra ‘’rahat tip bağlanma’’ dediğimiz sorun oluşur. Artık akşam anne eve gediğinde çocuk rahatlayacağına daha çok hırçın davranmaya başlar; annesine bir şeyler fırlatır, onu tekmeler, ısırır… annesinin kendisini bırakacağından korkar. İsteği, annesinin sürekli evde olması ve ilgisini kesintisiz göstermesidir.

Çocuğu hediyeden, oyuncaktan çok insan yerine konmak, değer vermek, ciddiye alınmak mutlu eder. Bu yüzden annenin çocuğa hediyeler almak yerine ona neden işe gittiğini, neden kendisini bırakmak zorunda kaldığını büyük insanmış gibi anlatması gerekir. Yani çocuğuyla nitelikli beraberlik kurması gerekir. Böylece çocuk annesinin kendisine önem verdiğini anlar, onu terk etmeyeceğini fark eder ve rahatlar. Bu konuşmanın etkili olabilmesi için annenin çocukla göz teması kurmasına dikkat etmesinin büyük faydası olacaktır. Eğer anne bu konuşmayı bir başka işle meşgulken yaparsa bu konuşmanın çocuğa pek bir faydası dokunmaz.

Çocuk Gelişimi Uzmanı Ve Aile Danışmanı Derya YILDIRIM

SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ
3 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)

Sıradaki haber:

Kolombiya’da Eli Silahlı Örgüt Sokağa Çıkanları İnfaz ediyor

Hızlı Yorum Yap

3 0 0 0 0 0
TÜMÜ

VİDEO HABERLER

Yazarlar
Video
Galeri
BafraHaberler.Com | Bafra Haber – Bafra Son Dakika Haberleri'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

BafraHaberler.Com | Bafra Haber – Bafra Son Dakika Haberleri'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.