47,5935$% 0.02
55,2177€% 0.2
64,3912£% 0.24
6.494,84%-0,02
10.563,00%-0,02
42.070,00%-0,02
13.703,13%0,11
3075375฿%1.1
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, insan ve teknoloji arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı bu dönemde sosyal bilimler alanını değerlendirdi.
“Teknolojinin başarısı yalnızca teknik yeterliliğine bağlı değil”
İnsan ve teknoloji arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı bir dönemin yaşandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Yapay zekâ, büyük veri ve dijital teknolojiler yaşamın her alanını hızla dönüştürürken, bu dönüşüm yalnızca teknik değil; aynı zamanda toplumsal, kültürel, psikolojik ve etik boyutlarıyla da değerlendirilmesi gereken çok yönlü bir süreci ifade etmektedir. Günümüzde yapay zekâ; sağlık hizmetlerinden eğitime, hukuktan kamu yönetimine, uluslararası ilişkilerden iş dünyasına kadar pek çok alanda karar alma süreçlerinin önemli bir parçası hâline gelmiştir. Ancak teknolojinin başarılı olması yalnızca teknik yeterliliğine değil; insan davranışlarını, toplumsal ilişkileri ve kültürel dinamikleri doğru anlayabilmesine de bağlıdır.” dedi.
“İnsanı ve toplumu anlamadan geliştirilen teknolojiler sürdürülebilir olamaz”
Teknolojik gelişmelerin insan odaklı biçimde yönlendirilmesinde sosyal bilimlerin kritik rol oynadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:
“Psikoloji, sosyoloji, felsefe, tarih ve siyaset bilimi gibi sosyal bilimler, teknolojinin insan yararına geliştirilmesi ve uygulanmasında kritik bir rol üstlenmektedir. Algoritmaların adil olması, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, dijital etik ilkelerinin oluşturulması, toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretilmemesi ve demokratik değerlerin gözetilmesi, ancak sosyal bilimlerin sunduğu bilgi birikimiyle mümkün olabilmektedir. İnsanı ve toplumu anlamadan geliştirilen teknolojilerin sürdürülebilir, güvenilir ve toplumsal kabul gören çözümler üretmesi oldukça güçtür.”
Üsküdar Üniversitesi’nin eğitim anlayışına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi olarak biz de öğrencilerimizi, teknolojiyi etkin kullanan ancak insanı merkeze alan, eleştirel düşünebilen, etik değerlere duyarlı ve toplumsal dönüşümü doğru okuyabilen bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. Çünkü geleceği şekillendirecek olan yalnızca teknolojiyi üretenler değil, onu insanlık yararına yönlendirebilen sosyal bilimcilerdir.”
Yapay zekâ çağında sosyal bilimcilere yeni kariyer alanları açılıyor
Sosyal bilimler mezunlarının kariyer alanlarının hızla çeşitlendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Sosyal bilimler mezunları artık yalnızca geleneksel meslek alanlarında değil; yapay zekâ etiği, kullanıcı deneyimi (UX) araştırmaları, davranış analistliği, dijital toplum araştırmaları, veri temelli sosyal araştırmalar, kamu politikaları, kültürel mirasın dijitalleştirilmesi ve dijital içerik yönetimi gibi birçok yeni alanda kariyer yapabilmektedir. Günümüzde kurumlar, teknik bilgi kadar insan davranışını anlayabilen, eleştirel düşünebilen ve veri yorumlayabilen uzmanlara ihtiyaç duymaktadır. Fakültemiz de öğrencilerini bu değişen iş dünyasına hazırlayacak bilgi ve becerilerle donatmaktadır.” diye konuştu.
“Geleceğin teknolojileri sosyal bilimlerin rehberliğinde insan odaklı hâle gelecek”
Yapay zekânın insan yaşamını doğrudan etkileyen karar süreçlerinde giderek daha fazla yer aldığını dile getiren Dr. Özdin, ” Bu nedenle algoritmaların adil olması, etik ilkelere uygun geliştirilmesi, toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmemesi ve insan haklarını gözetmesi büyük önem taşımaktadır. Psikoloji insan davranışını, sosyoloji toplumsal yapıyı, felsefe etik ilkeleri, tarih ise geçmiş deneyimlerden çıkarılan dersleri ortaya koyarak yapay zekânın toplumsal etkilerinin doğru analiz edilmesine katkı sağlamaktadır. Geleceğin teknolojileri ancak sosyal bilimlerin rehberliğinde insan odaklı hâle gelebilecektir.” şeklinde konuştu.
“Teknolojiyi tüketen değil, insan yararına değerlendiren mezunlar yetiştiriyoruz”
Fakültede verilen eğitimin yalnızca teorik bilgiyle sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, öğrencilerini yalnızca teorik bilgi değil; teknolojiyi bilinçli kullanan, eleştirel düşünebilen ve toplumsal sorunlara çözüm üretebilen bir bakış açısı kazandırdıklarını söyledi.
Özdin, “Eğitim programlarımız; araştırma yöntemleri, veri okuryazarlığı, akademik yazım, yapay zekâ destekli araştırma araçlarının etik kullanımı ve disiplinlerarası öğrenme anlayışıyla sürekli güncellenmektedir. Amacımız, teknolojiyi tüketen değil; onu insan ve toplum yararına değerlendirebilen mezunlar yetiştirmektir.” İfadelerini kullandı.
Müfredatta yapay zekâ etiğinden dijital vatandaşlığa kadar birçok güncel konu yer alıyor
Teknolojinin toplumsal etkilerinin eğitim programlarına da yansıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Fakültemizde yapay zekâ konusu yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değil; etik, hukuk, demokrasi, insan hakları ve toplumsal yaşam üzerindeki etkileriyle birlikte ele alınmaktadır. Ders içeriklerimizde algoritmik önyargılar, dijital mahremiyet, dezenformasyon, sosyal medya kültürü, dijital bağımlılık, dijital vatandaşlık ve yapay zekâ etiği gibi güncel konular yer almaktadır. Böylece öğrencilerimiz teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden değil, eleştirel biçimde değerlendirebilen bireyler olarak yetişmektedir.” dedi.
Öğrenciler veri analizi ve yapay zekâ destekli araştırma yöntemleriyle çalışıyor
Psikoloji ve Sosyoloji öğrencilerinin klasik araştırma yöntemlerinin yanında dijital araştırma becerileri de kazandığını belirten Özdin, “Psikoloji ve Sosyoloji programlarımızda öğrencilerimiz klasik araştırma yöntemlerinin yanında veri analizi, istatistik programları, dijital araştırma teknikleri ve yapay zekâ destekli akademik uygulamalar konusunda da yetkinlik kazanmaktadır. Nicel ve nitel veri analizlerinin yanı sıra sosyal medya verilerinin analizi, dijital davranış araştırmaları ve yapay zekâ araçlarının etik kullanımı eğitim sürecinin önemli bir parçasıdır. Ayrıca öğrencilerimiz TÜBİTAK 2209-A başta olmak üzere araştırma projelerine katılarak bilimsel üretim kültürünü lisans düzeyinde deneyimleme fırsatı bulmaktadır.” diye konuştu.
“Çeviri teknolojileri gelişse de insan yorumunun yerini alamaz”
Yapay zekâ destekli çeviri sistemlerinin mütercim-tercümanlık eğitimini dönüştürdüğünü ancak insan uzmanlığının önemini koruduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yapay zekâ destekli çeviri araçları ve bilgisayar destekli çeviri sistemleri çeviri süreçlerini önemli ölçüde dönüştürmektedir. Ancak dil yalnızca kelime aktarmaktan ibaret değildir; kültürel bağlamı, iletişim amacını ve anlamın inceliklerini doğru aktarabilmek hâlâ insan uzmanlığını gerektirmektedir. Bu nedenle Mütercim ve Tercümanlık programımızda öğrencilerimiz çeviri teknolojilerini etkin kullanmayı öğrenirken aynı zamanda kültürlerarası iletişim, terminoloji yönetimi, editörlük ve çok dilli iletişim becerilerini de geliştirmektedir. Böylece teknolojiyi etkin kullanan, ancak insan yorumunun değerini bilen profesyoneller olarak mezun olmaktadırlar.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.