DOLAR

46,0832$% 0.11

EURO

53,1465% -0.83

STERLİN

61,5254£% -0.73

GRAM ALTIN

6.393,96%-3,46

ÇEYREK ALTIN

10.590,00%-2,96

TAM ALTIN

42.245,00%-2,90

BİST100

13.694,19%-1,28

BİTCOİN

2751751฿%-6.31853

a
bfrhaber

bfrhaber

05 Haziran 2026 Cuma

DİĞER YAZARLARIMIZ

Manisa’da Güreş Heyecanı Başladı: Yuntdağı Er Meydanı Pehlivanları Ağırlıyor

Manisa’da Güreş Heyecanı Başladı: Yuntdağı Er Meydanı Pehlivanları Ağırlıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Yuntdağı Yağlı Güreşleri başladı. CW Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi’nin 8 etaplık takviminin önemli duraklarından biri olan organizasyon, 5-6-7 Haziran 2026 tarihlerinde Ortaköy Güreş Alanı’nda güreş severlerle buluşuyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen bin 567 pehlivanın katıldığı organizasyonda ilk gün müsabakaları tamamlanırken, heyecan Cumartesi ve Pazar günü de er meydanında devam edecek.

Manisa Büyükşehir Belediyesi, ata sporu yağlı güreşin köklü geleneğini Yuntdağı Er Meydanı’nda yaşatmaya devam ediyor. Minik boylardan başpehlivanlığa kadar yüzlerce pehlivanın katıldığı organizasyonda ilk gün karşılaşmaları başladı. Güreşleri, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ulaş Aydın ve Erk Kayabaş, Yunusemre Kaymakamı Celalettin Cantürk, Akhisar Belediye Başkanı Ekrem Kayserili, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcıları Özge Arslan, Mehmet Doğan, Hakan Gürtunca, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri Fatih Küçük ve Bilal Öz, Genel Sekreter Vekili Gonca Özgenç, Manisa Yuntdağı Dağı Yağlı Güreşleri Ağası Hacı Serdar Sunma takip etti. Cumartesi ve Pazar günü de devam edecek olan güreş şöleni, hem yağlı güreş tutkunlarını hem de ata sporuna gönül veren vatandaşları bir araya getiriyor.

Er Meydanında İlk Gün Heyecanı Yaşandı

Yuntdağı Yağlı Güreşleri’nin ilk günü sabah saatlerinde boy ayrımı işlemleri tamamlandı. Pehlivanların kategorilerinin belirlenmesinin ardından müsabakalar başladı. Gün boyunca tüm boylarda mücadeleler sürdü. Büyükorta, Başaltı ve Başpehlivanlık kategorilerinde ilk tur karşılaşmaları da gerçekleştirildi.

Başpehlivanlık Mücadelesi Nefes Kesiyor

Organizasyonun ikinci gününde başpehlivanlık kategorisinde üst turlara yükselme mücadelesi yaşanacak. Başaltı ve Büyükorta boylarında da final gününe kalacak pehlivanlar belli olacak. Güreş severler, er meydanında büyük heyecana tanıklık edecek.

Gözler Final Gününde Olacak

Yuntdağı Yağlı Güreşleri’nin son gününde çeyrek final, yarı final ve final müsabakaları yapılacak. Büyük heyecana sahne olacak final güreşinin ardından 2026 Manisa Büyükşehir Belediyesi Yağlı Güreşleri’nin başpehlivanı belli olacak.

Stantlar Vatandaşların Hizmetinde

Güreş organizasyonuyla eş zamanlı olarak alanda kurulan yiyecek ve içecek stantları da vatandaşların kullanımına açıldı. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçirilen stantlar, organizasyon süresince ziyaretçilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak.

Başkan Dutlulu: “Tüm Vatandaşlarımızı Er Meydanına Bekliyoruz”

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, devam eden güreş organizasyonuna tüm vatandaşları davet ederek, “Ata sporumuz yağlı güreşin heyecanını Yuntdağı Er Meydanı’nda hep birlikte yaşıyoruz. Türkiye’nin önemli pehlivanlarını Manisa’da ağırladığımız bu büyük organizasyonun kentimize değer kattığına inanıyoruz. Tüm vatandaşlarımızı bu coşkuya ortak olmaya, er meydanına davet ediyorum” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Türkiye’nin en modern güzel sanatlar lisesinde çevre bilincine dikkat çeken ödül töreni

Türkiye’nin en modern güzel sanatlar lisesinde çevre bilincine dikkat çeken ödül töreni
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çevre bilinci ve eğitim noktasında çok önemli işlere imza atan Selçuklu Belediyesi Dünya Çevre Günü ve Türkiye Çevre Haftası’nda Selçuklu Belediyesi Güzel Sanatlar Lisesi Selçuklu Sahne’de anlamlı bir ödül töreni düzenledi. Müziğin evrensel dili aracılığıyla İklim Değişikliği, Sıfır Atık ve Su temasına dikkat çekilen “SETAP Yeşil Atölye Ulusal Çocuk Şarkıları Beste Yarışması Selçuklu Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde düzenlendi.

Türkiye’nin her yerinden ve her yaştan yarışmacının katılarak ödüllerin sahiplerini bulduğu yarışmada dereceye giren 7 eser Selçuklu Belediyesi Güzel Sanatlar Lisesi, Selçuklu Bilsem Öğrencileri ve SETAP Yeşil Atölye Çocuk Korosu tarafından seslendirildi.

 “SETAP Yeşil Atölye Ulusal Çocuk Şarkıları Beste Yarışması”nda Harun Keskin ve Çağrı Başbuğ tarafından bestelenen “Çöpü doğaya atma kovaya at” isimli eser birinci olarak 70 bin TL’lik  ödülün sahibi olurken İlhan Çınar tarafından bestelenen “Bir damla” isimli eser ikinci olarak 50 bin TL ile ödüllendirildi. Yarışmada 3. olan Mehmet Akpınar’a ait “Su hayattır” isimli eser de 30 bin TL’nin sahibi oldu. Cantekin Kafalı, Mahmut Sözer, Meral Yiğit Helalpara, Ediz Karasulu isimli yarışmacılar da mansiyon ödülü almaya hak kazandı.

Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Çocuklarımızın çevre bilincini kazanması, çevrelerine ve geleceğe duyarlı olmaları bizim için çok önemli”

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde anlamlı bir programı icra ettiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı,“ Güzel Sanatlar Lisemizin Selçuklu Sahnesinin de ilk programı ve bu yüzden bugünün böyle bir anlamı da var bizim için. Hem Dünya Çevre Günü hem de Selçuklu Sahnenin ilk programı. Bu güzel programı burada icra etmiş olmaktan dolayı da son derece mutluyuz. Sabah yine Selçuklu ilçemizdeki bütün okulların katılımıyla Okullar Sıfır Atık İçin Yarışıyor programının ödül törenini icra ettik. Öğrencilerimizin katkılarıyla 206 ton geri dönüşebilir atığı topladık. Bu büyük bir başarı. Buradan yine Okullar Sıfır Atık İçin Yarışıyor programına katılan tüm okullarımızı, öğrencilerimizi, velilerimizi, idarecilerimizi tebrik ediyorum. İnşallah önümüzdeki yıl çok daha fazla geri dönüşüm atığı toplayarak bu sayıları, bu miktarları artıracağız. Çocuklarımızın çevre bilincini kazanması, çevrelerine ve geleceğe duyarlı olmaları bizim için çok önemli. Çünkü dünya bize bir emanet güzel çevremiz bize bir emanet. Bu emaneti en iyi şekilde geleceğe taşımamız gerekiyor. Bu anlamda ben çocuklarımıza, gençlerimize sonuna kadar güveniyorum. İnşallah gelecek bugünden çok daha güzel olacak” dedi.

“Selçuklu Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle güzel bir programı icra ettik”

Yarışma kapsamında 7 tane eserin icra edildiğini belirten Başkan Pekyatırmacı,“ Eserlerin hepsi sözleriyle de, müzikleriyle de, besteleriyle de muhteşemdi. Öncelikle tüm eser sahiplerini tebrik ediyorum. Aslında hepsi birinciliğe layık eserler. Sözleriyle de müzikleriyle de tüm eser sahiplerine bu güzel eserleri bizlere kazandırdıkları için tekrar teşekkür ediyorum. Tabii ki bu güzel eserleri icra eden burada 52 gencimiz 52 müzisyenimiz muhteşemdiniz. Bu kadar mı güzel icra edilir? Bu kadar mı güzel seslendirilir? Yakup Hocam başta olmak üzere tüm ekibi tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Konyamızda elhamdülillah çok güzel bir iş birliği var. İşte bugün Necmettin Erbakan Üniversitesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Selçuklu Belediyesi iş birliğiyle hayata geçmiş böyle bir güzel programı hep birlikte icra ettik. Bu iş birlikleri sayesinde güzel işler yapmaya inşallah hep birlikte devam edeceğiz diyorum. Burada bulunan tüm misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyor, programımızın hayırlı olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Zorlu, “Bu proje çevreye önemi, dikkati, değeri veren bir proje”

Bir toplumun medeni olmasının üç tane göstergesi olduğunu belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Cem Zorlu,“ Eğer bir toplumda zamana, insana ve çevreye değer veriliyorsa bu toplum medeni bir toplum demektir. Bunu bir tarafa yazın. Zaman insan ve çevre. Bugün gündemimiz çevre. Çevre çok önemli. Çünkü çevre var olduğu müddetçe biz daha konforlu bir alanda yaşama imkanı bulacağız. Birinci olan parçada da zaten ne diyor? Çöpü doğaya atma, kovaya at. Şimdiden elinizdeki en ufak bir çöpü dahi biraz sabırla bekleyerek gerekirse doğaya atmadan, cebinize koyarak bir çöp kutusu buluncaya kadar sakın atmayın. Bu hayatınızın bir geleneği haline gelsin. Çok önemli bir organizasyon bu. Necmettin Erbakan Üniversitesi, Selçuklu Belediyesi ile ve Selçuklu Milli Eğitim Müdürlüğü ile çok ciddi organizasyonlara iş birliklerini imza atmaktadır. SEDEP, SOBE bunlardan birisi. Aynı zamanda Selçuklu Kongre Merkezi’nde Selçuklu Sanat Akademisi’ne de Türk Müziği Konservatuvarı olarak destek veriyoruz. Yine bu da çok önemli bir proje. Sizlerin de önemli katkınız var. Gerçekten çevreye önemi, dikkati, değeri veren bir proje bu. Bu projeye emeği geçen başta Yakup Hocam olmak üzere, kendi ekibim, arkadaşlarım, Selçuklu Belediye Başkanım, Selçuklu Milli Eğitim Müdürüm ve diğer emeğe geçen bütün arkadaşlara ve hassaten bu genç geleceğin müzisyenlere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.” dedi.

AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı,“ Çocuklarımızın bilinçlendirilmesine yönelik bu çalışmalar ile inşallah gelecek daha güzel hale gelecek”

Sahnede yer alan çocukların çok kıymetli ve güzel eserleri seslendirdiklerini belirten AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı,“ Gerçekten çok kısa sürede çok güzel eserleri icra eden çocuklarımızı tebrik ediyorum.  Sözler ve bestelerin her biri de birbirinden güzeldi. Söz yazarlarına ve bestekarlarımıza teşekkür ediyorum. Emeğinize sağlık.  Geleceğe temiz bir çevre ve temiz bir dünya bırakmak için çocuklarımızın bilinçlendirilmesine yönelik bu çalışmalar ile inşallah gelecek daha güzel hale gelecek.” diye konuştu.  

Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürü Sağdıç ,“ Beste yarışmamız yaşanılabilir bir dünya, temiz bir çevre için özgün bir yarışma oldu”

Beste yarışmasının final töreninde çok güzel eserlerin icra edildiğini ifade eden ve öğrencileri tebrik ederek konuşmasına başlayan Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürü Sami Sağdıç, “Beste yarışmamız yaşanılabilir bir dünya, temiz bir çevre için özgün bir yarışmaydı. İnşallah gelecekte bu nesiller bizden emanet aldıkları dünyayı daha iyi yerlere taşırlar. Yine bu organizasyonda paydaş olarak çalıştığımız Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörümüz Sayın Cem Zorlu nezdinde tüm ekibine, Selçuklu Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Pekyatırmacı nezdinde tüm ekibine ve tüm emeğe geçenlere teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Programa Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Cem Zorlu, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürü Sami Sağdıç, AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı, rektör yardımcıları, yarışmacılar, aileleri, okul idarecileri ve öğrenciler katıldı.

Program protokolün ödülleri takdim etmesiyle son buldu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Diyetisyenler sağlıklı toplumun inşasında kilit rol üstleniyor

Diyetisyenler sağlıklı toplumun inşasında kilit rol üstleniyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyetisyenlerin yalnızca ağırlık yönetimi alanında değil, hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde de önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sağlıklı bir toplumun temelinde doğru beslenme alışkanlıkları yer alır. Diyetisyenler ise bu sürecin en önemli sağlık profesyonellerinden biridir” dedi.

Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, beslenmenin insan sağlığındaki yerinin tarih boyunca önemini koruduğunu vurgulayarak, insan sağlığının korunmasında beslenmenin öneminin ilk çağlardan beri bilindiğini söyledi.

Beslenmenin sağlıktaki önemi binlerce yıldır biliniyor

M.Ö. 2500 yıllarında Babil’de bulunan taş tabletlerde hastalıklarda beslenmede yapılacak uygulamalar ile ilgili bilgiler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Alphan, M.Ö. 460-377 yıllarında yaşayan ve tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat’ın “Diyetle tedavi edebileceğiniz hallerde ilaç tavsiye etmeyiniz” sözünü hatırlatarak bugün ise pek çok hastalığın önlenmesinde, gelişiminde ve tedavisinin etkinliğinin arttırılmasında diyetin önemli rolü olduğu pek çok araştırma ile kanıtlandığını ifade etti.

Geçmişten günümüze diyetisyenlik mesleği…

Son yıllarda yapılan çalışmaların sonuçlarının dünyada ve ülkemizde çok yaygın olduğu bilinen kanser, obezite ve diyabet başta olmak üzere bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların tedavisinde yaşam tarzı değişikliğinin ilk seçenek olması gerektiğini gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Alphan, “Yaşam tarzı değişikliğinin en önemli komponentlerinden birisi de fiziksel olarak aktif olmanın yanı sıra sağlıklı beslenmedir. 20. yüzyıl sonuna kadar diyetler doktor tarafından belirlenmiş ve diyet hemşireleri aracılığı ile hastaya ulaştırılmaya çalışılmıştır. Diyetin doktor ve hemşire dışında bir diyetisyen kontrolünde hazırlanması ilk kez Amerika’da 1899 yılında gerçekleşmiştir. Ülkemizde ise ilk diyetisyenlik eğitimi Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde başlamış ve ilk mezunlarını 1965 yılında vermiştir. Bu vesileyle bölümümüzü kuran ve pek çok diyetisyen yetiştiren 10 yıl önce kaybettiğimiz değerli duayen hocamız Prof. Dr. Ayşe Baysal’ı da rahmetle ve minnetle anmak isterim. Türkiye’de 60 yıldır diyetisyenlik mesleği var olmuştur ve bugün Türkiye de 100 ‘ü aşkın üniversitede beslenme ve diyetetik bölümlerinden mezun olan diyetisyenler hastaneler başta olmak üzere diğer sağlık kuruluşlarında, yemek şirketlerinde, spor merkezlerinde vb. yerlerde değişik alanlarda çalışmaya devam etmektedirler” dedi.

Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Türkiye’de diyetisyenler, meslek etiği kuralları çerçevesinde güncel bilimsel verilerin ışığında beslenme ve diyet uygulamalarının yapılmasını sağlamak, toplumda yeterli ve dengeli beslenme bilincini geliştirme odaklı çalışmalarla sağlıklı toplum oluşumuna katkıda bulunmak amacıyla sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturmak ve kendilerini geliştirmek için çeşitli bilimsel ve sosyal aktivitelerle 6 Haziran Diyetisyenler Günü’nü kutlamaktadırlar” dedi.

Diyetisyene sadece kilo vermek için başvurulmamalı

Toplumda diyetisyenlerin yalnızca kilo verme ve kilo alma süreçlerinde görev aldığı yönünde yaygın bir algı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Alphan, bu yaklaşımın eksik olduğunu söyledi.

Diyetisyenlerin lisans eğitimleri boyunca birçok hastalığın beslenme tedavisine yönelik kapsamlı eğitim aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Alphan, “Diyabetten böbrek hastalıklarına, kanserden sindirim sistemi rahatsızlıklarına kadar çok sayıda sağlık sorununda beslenme tedavisi önemli bir yer tutmaktadır. Diyetisyenler, hastalıkların yönetiminde ve yaşam kalitesinin artırılmasında kritik görevler üstlenmektedirler” diye konuştu.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez parçası

Sağlıklı bireylerin de diyetisyen desteğine ihtiyaç duyabileceğini belirten Prof. Dr. Alphan, doğru beslenme alışkanlıklarının hastalıkların ortaya çıkmasını önleyebileceğine dikkat çekti.

Ailede bulunan hastalıkların sağlıklı beslenme ve aktif yaşam sayesinde hastalığa yakalanma riskini azaltabileceğini ifade eden Prof. Dr. Alphan, “Diyetisyenlerin görevi yalnızca mevcut hastalıkları yönetmek değil, bireylerin hastalıklardan korunmasına da katkı sağlamaktır. Diyetisyenlerin görevi sadece kilo vermek/almakla ilgili değildir. Ağırlık yönetimi bizim çok önemli olmakla birlikte sadece bir konumuzdur. Yüzlerce hastalık var. Yüzlerce hastalığın her birisi için o hastalığa özel beslenme tedavileri var. Diyetisyenler bunları öğrenmek için lisans düzeyinde 4 yıl eğitim alıyorlar. Ayrıca hastalıklardan korunmak için de insanlar sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve yaşam tarzı haline getirmek isteyebilirler. Bugün pek çok hastalıktan korunmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Bir örnek vermek istiyorum: Ailesinde diyabet olan birisi diyabet olma riski ile karşı karşıyadır. Eğer sağlıklı o kişi sağlıklı beslenirse ve fiziksel olarak aktif olursa belki diyabete hiç yakalanmayacak ya da diyabet çok gecikmeli olarak aşikar hale gelecektir” dedi.

Tıbbi beslenme tedavisi tedavi sürecinin ayrılmaz bir unsuru

Tıbbi beslenme tedavisinin günümüzde sağlık hizmetlerinin önemli bir bileşeni haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Alphan, yeterli ve dengeli beslenmenin tedavi başarısını artırdığını belirtti.

Araştırmaların, doğru beslenme uygulamalarının hastaneye başvuru oranlarını azalttığını ve hastaların yatış sürelerini kısalttığını gösterdiğini aktaran  Prof. Dr. Alphan, “Tıbbi beslenme tedavisi, diyetisyen tarafından hastalıkların tedavisi veya hastalıklardan korunma amacı ile tüketilecek besinlerin (oral, enteral ya da parenteral yollarla) çeşit ve miktarının düzenlenmesini içeren tedavi şeklidir. Yapılan çalışmalar, insanların yeterli ve dengeli bir beslenme uyguladıklarında hastaneye ya da sağlık merkezlerine başvurularının azaldığını, hastaların hastanede yatış süresinin 3 ila 2 gün kısaldığını göstermiştir” dedi.

Diyetisyenler sağlık alanında önemli rol üstleniyor

Diyetisyenlerin sağlık alanında ülkemizin geleceğini korumaya yönelik eylem planının ayrılmaz parçası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alphan, “Obezite ve obeziteye bağlı hastalıklar ve kronik hastalıklar yüzünden hastanelere yapılan başvurular, bu vatandaşlar için yapılan sağlık harcamaları, tedavi masrafları, teşhis masrafları, hastanelerin kapasitelerini doldurma ve iş yükünü arttırma, vatandaşın hastanede yatış süresi, tedavinin hızı gibi faktörler değerlendirildiğinde diyetisyenlerin, vatandaşın sağlığı ve devletin sağlık harcamalarındaki tasarrufu üzerindeki etkileri net bir şekilde görülebilir. Diyetisyenler hem bireylerin sağlık sonuçlarının iyileşmesine hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Diyetisyenler pek çok alanda uzmanlaşabiliyor

Modern sağlık hizmetlerinde diyetisyenlerin farklı uzmanlık alanlarında görev alabildiğini belirten Prof. Dr. Alphan, diyabet, obezite, bariatrik cerrahi, onkoloji, pediatri, nefroloji, gastroenteroloji ve sporcu beslenmesi gibi alanlarda uzmanlaşan diyetisyenlerin önemli çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Beslenme biliminin sürekli gelişen bir alan olduğuna dikkat çeken Alphan, uzman diyetisyenlerin bilimsel araştırmalarla bilgi üretmeye ve toplum sağlığına katkı sunmaya devam ettiğini belirtti.

Yaşamın her döneminde diyetisyen desteğine ihtiyaç var

Sağlıklı beslenmenin yaşam boyu sürdürülmesi gereken bir alışkanlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yaşamın her döneminde diyetisyene ihtiyaç vardır. Sağlıklı bir çocukluk dönemi için sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için bebeğini emzirmek için menapoz döneminde ve ayrıca  sağlıklı yaşlanabilmek için her yaş döneminde hiçbir hastalığı olmasa bile diyetisyen kontrolünde sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve uygulamak herkesin hakkıdır.

Tüm diyetisyenlerin, sevgili meslektaşlarımın 6 Haziran Diyetisyenler Günü kutlu olsun” dedi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

ChatGPT diyet yazabilir ama diyetisyenin yerini alamaz!

ChatGPT diyet yazabilir ama diyetisyenin yerini alamaz!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Ekin Çevik, 6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü kapsamında yapay zekânın beslenme alanındaki etkilerini değerlendirdi.

Tek tip diyet anlayışı yerini kişiselleştirilmiş beslenmeye bıraktı

Beslenme ve diyetetik alanında son yılların en önemli değişiminin kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımı olduğunu belirten Beslenme Uzm. Çevik, “Son yıllarda beslenme bilimindeki en büyük kırılma noktası, ‘herkese tek tip diyet’ anlayışından uzaklaşılması oldu. Bugün artık ‘kişiselleştirilmiş beslenme’ ve ‘sağlıklı yaş alma (longevity)’ dönemindeyiz. Araştırmalar artık aynı besinin farklı insanlarda çok farklı metabolik yanıtlar oluşturabildiğini net biçimde ortaya koyuyor. Buna bağlı olarak mikrobiyota araştırmaları patlama yaşadı; bağırsak bakterilerinin yalnızca sindirimle değil, ruh hali, bağışıklık ve kilo yönetimiyle de doğrudan bağlantılı olduğu anlaşıldı. Yalnızca ağırlık kaybını hedefleyen geçici hedef yaklaşımları yerine, geleceğe de dokunan, yaş alırken kronik hastalıklardan uzak, dinç ve kaliteli bir yaşam sürmek üzerine şekillenen koruyucu beslenme modelleri önem kazandı. Bunun yanı sıra dünyamızın ve nesillerimizin sağlığını ve refahını konu edinen çevresel sürdürülebilirlik artık beslenme rehberlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.” dedi.

Yapay zekâ beslenme bilimine yeni bir boyut kazandırdı

Yapay zekânın sağlık ve beslenme alanında farklı uygulamalarla kullanılmaya başlandığını dile getiren Çevik, “Yapay zekânın beslenme bilimine girişi birkaç farklı kanaldan oldu. Fotoğraftan besin analizi yapabilen uygulamalar, akıllı saatler aracılığıyla toplanan aktivite ve uyku verilerinin diyetle ilişkilendirilmesi, hastane sistemlerinde risk altındaki hastaların erken tespiti… Akademik dünyada ise büyük veri setlerinden kalıplar çıkarma konusunda devrim sayılabilecek çalışmalar yapılıyor. Artık binlerce kişinin genetik, mikrobiyota ve beslenme verisi bir arada değerlendirilerek bireysel öneriler üretmek mümkün hale geliyor.” diye konuştu.

 

 

Yapay zekâ liste hazırlayabilir ama insanı tam olarak anlayamaz

Yapay zekâ destekli uygulamaların kişiye özel diyet listeleri oluşturabildiğini ancak bunun belirli sınırları olduğunu vurgulayan Çevik, şöyle devam etti:

“Bu uygulamalar matematiksel olarak harika listeler çıkarabiliyor; boy, kilo, yaş ve hedef girildiğinde saniyeler içinde bir kalori ve makro hesabı yapabiliyor. Ancak burada kritik bir ayrım var: Gerçek anlamda ‘kişiye özel’ olmak, sadece rakamlardan ibaret değildir. Yapay zeka sizin o günkü stres seviyenizi, duygusal yeme krizinizi, çocukluktan gelen damak tadınızı ya da o yemeği yapacak vaktinizin olup olmadığını tam olarak anlamlandıramaz. Dolayısıyla teknik olarak bir liste oluşturabilir ama bu liste ruhsuz ve sürdürülebilirliği düşük bir liste olur. Bu yüzden, teknoloji ‘veriye dayalı’ kısmı çok iyi yapıyor; ‘insana dayalı’ kısmı için diyetisyeniniz hala vazgeçilmez.”

Diyetisyenin yerini almayacak, gücünü artıracak

Yapay zekânın diyetisyenlerin yerini alıp alamayacağını da değerlendiren Ekin Çevik, “’Yapay zekâyı kullanan diyetisyen, kullanmayanın yerini alır’ gibi düşünmek daha gerçekçi. Beslenme, sadece tabağa ne koyduğumuzla ilgili değil; tamamen psikoloji, motivasyon, şefkat ve insan ilişkisiyle ilgilidir. Bir danışanın ‘Bugün çok mutsuzdum ve diyeti bozdum’ dediğinde duymak istediği şey bir algoritmanın soğuk uyarısı değil, diyetisyeninin onu anlayan, yargılamayan empati dolu sesidir. Öte yandan bir hastanın anoreksiya gibi bir yeme bozukluğuyla mücadelesi, kronik bir hastalık yönetimi ya da anne sütü dönemindeki beslenme danışmanlığı; bunlar empati, klinik deneyim ve etik sorumluluk gerektiren süreçler. Yapay zekâ bu alanlarda yardımcı olabilir, ancak sorumluluğu üstlenemez. İşin bir diğer kritik boyutu da şu: bir bireyin yapay zekadan doğru ve güvenli bir beslenme önerisi alabilmesi için bile, ona neyi nasıl soracağını bilmesi, yani doğru komutları (prompt) kurgulayabilmesi gerekir. Bunun yolu da belirli bir beslenme okuryazarlığı ve temel bilgi düzeyine sahip olmaktan geçer. Toplumda bu doğru beslenme bilincini ve eğitimini inşa edebilecek tek meslek grubu ise diyetisyenlerdir. Yani yapay zekayı doğru yönlendirmek için bile yine bir diyetisyenin rehberliğine ve eğitimine ihtiyaç vardır.” dedi.

Popülist içerikler biyokimyasal gerçeklikle çelişiyor…

Sosyal medyada hızla yayılan beslenme önerilerine karşı da uyarılarda bulunan Ekin Çevik, “Sosyal medyada ‘beslenme uzmanı’ olarak öne çıkan isimlerin önemli bir bölümünün beslenme alanında herhangi bir eğitimi bulunmuyor. Viral olan içerik genellikle bilimsel değil, ilgi çekici olan. ‘Tek bir besin kanseri iyi eder’ ya da ‘3 günde 5 kilo verdim’ gibi iddialar ve popülist içerikler biyokimyasal gerçeklikle çelişmekte. Dolayısı ile güvenilir beslenme bilgisi için Türkiye Diyetisyenler Derneği, Sağlık Bakanlığı kaynaklı içerikler veya diyetisyen unvanlı profesyonellerin paylaşımları tercih edilmeli.” şeklinde konuştu.

Geleceğin diyetisyeni veri okuryazarı olacak

Beslenme alanında dijital dönüşümün hızlanacağını belirten Ekin Çevik, “Geleceğin diyetisyenlerinin temel bilim eğitiminin yanında veri okuryazarlığına sahip olması gerekecek. Yapay zekâ araçlarının ne söylediğini anlamak kadar ne zaman yanılabileceğini bilmek de kritik. Telebeslenme danışmanlığı, dijital takip araçlarının yorumlanması ve sosyal medya iletişimi de müfredatlara girmesi gereken alanlar. Ama bunların hepsi teknik beceri; üstüne insan anlayışı, etik farkındalık ve bilimsel eleştirel düşünce mutlaka eklenmeli. Teknolojiden korkmayan, aksine teknolojiyi arkasına rüzgâr olarak alan diyetisyenler geleceğe yön verecek.” ifadesinde bulundu.

ChatGPT ve benzeri araçlar bilgi verebilir ama tedavi sunamaz

ChatGPT, Gemini ve benzeri yapay zekâ araçlarının beslenme alanındaki kullanımına da değinen Beslenme Uzm. Ekin Çevik, “Bu araçlar, internetteki milyarlarca veriyi tarayarak size genel bir ortalama sunar. Dolayısı ile genel beslenme bilgisini aktarmak, diyet kavramlarını açıklamak ve farkındalık oluşturmak için oldukça kullanışlıdır. Ancak bunlar tıbbi müdahale değildir. Kronik bir hastalığınız (örneğin diyabet, böbrek yetmezliği, tansiyon) varsa veya hamileyseniz, bu araçların üreteceği genel geçer bir diyet listesi sağlığınızı ciddi şekilde tehlikeye atabilir. Yapay zeka araçları beslenme okuryazarlığını artırmak, pratik tarif fikirleri almak için keyiflidir ama sağlığınızı emanet edip harfiyen uygulanacak bir diyet merci değildir.” diye konuştu.

Gelecekte herkesin bir dijital beslenme asistanı olabilir

Gelecekte dijital beslenme asistanlarının günlük yaşamın bir parçası haline gelebileceğini belirten Ekin Çevik, “Teknoloji şu an yüksek gelirli ülkelerde ve refah düzeyi yüksek nüfuslarda yoğunlaşıyor. Oysa beslenme problemleri en çok ekonomik eşitsizliğin olduğu yerlerde görülüyor. İdeal senaryo şu: dijital araçlar diyetisyene ulaşamayan insanlara temel beslenme rehberliği sağlarken, karmaşık vakalar için nitelikli uzman desteği de herkes için erişilebilir olsun. Teknoloji tek başına bu denklemi çözemez; sağlık politikaları ve eğitim yatırımları da eşit ölçüde önemli.” şeklinde sözlerini tamamladı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Mists of Pandaria Classic: Siege of Orgrimmar Çıktı!

Mists of Pandaria Classic: Siege of Orgrimmar Çıktı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Azeroth kahramanları, Thunder King’e karşı durdu ancak şimdi Garrosh Hellscream’in şahsında çok daha karanlık bir fırtına yaklaşıyor. Vale of Eternal Blossoms’un yozlaşması ve Orgrimmar’da hüküm süren kaos ile Warchief, her şey karanlığa sürüklenmeden önce durdurulmalı.

Şu anda yayında olan Siege of Orgrimmar güncellemesi; yeni bir bölge olan Timeless Isle’ı, çok kısımdan oluşan yeni bir raid olan Siege of Orgrimmar’ı, beş yeni World Boss’u, Efsanevi Pelerin (Legendary Cloak) için son adımları, Proving Grounds’u ve çok daha fazlasını beraberinde getiriyor! 

  • Yeni Bölge: Zaman içinde kaybolmuş gizemli bir ada, Jade Forest’ın doğu kıyılarında sislerin arasından yeniden ortaya çıktı. Timeless Isle, en cesur kaşifleri bile sınayacak güçlü düşmanlar, gizli hazineler, nadir yaratıklar ve beklenmedik olaylarla dolu.
  • Yeni Raid: Siege of Orgrimmar, oyuncuları Vale of Eternal Blossoms’un harap olmuş kalıntılarından Horde’un başkentinin tam kalbine götüren, iki bölümlük büyük bir raid deneyimi sunuyor. Kahramanlar, Orgrimmar’ın savunmasını yarıp Warchief’in kendisiyle yüzleşmeden önce, Vale’de Y’Shaarj’ın Kalbi’nin toprakları zehirlediği yozlaşmanın sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda. 
  • Yeni World Boss’lar: Timeless Isle, August Celestial’ların sınavlarıyla bağlantılı güçlü bosslara ev sahipliği yapıyor. Her bir karşılaşma, İmparator Shaohao’nun bir zamanlar yüzleştiği dersleri yansıtıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.