40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.319,39%0,53
7.014,00%0,24
27.971,00%0,24
10.219,67%-0,06
฿%
21 Nisan 2026 Salı
Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun pist bisikleti branşında hayata geçirdiği sporcu gelişim stratejisi, uluslararası organizasyonlarda elde edilen başarılarla meyvelerini vermeye devam ediyor. Özellikle Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri (TOHM) kadrosunda yer alan sporcuların son dönemde gösterdiği performans, Türk pist bisikletinin geleceği adına umut verici sonuçlar ortaya koyuyor.
UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun 2026 yılı Nisan ayı faaliyet takviminde yer alan organizasyonlarda milli sporcularımız önemli dereceler elde etti. Hong Kong’da gerçekleştirilen UCI Track World Cup kapsamında düzenlenen Elimination/Qualification yarışında milli sporcumuz Ramazan Yılmaz, eleme etabını üçüncü sırada tamamladı ve finale yükseldi. Final yarışını 8’inci sırada tamamlayarak dikkat çekici bir performans sergiledi.
Haftasonu Belçika’da düzenlenen Belgian Open Track Meeting organizasyonunda ise milli sporcumuz Mustafa Tarakcı, U23 Elimination yarışında elde ettiği 1.lik ile ülkemizi gururlandırdı. Tarakcı aynı organizasyonda U23 Points Race yarışında da başarılı bir performans göstererek 3’üncü sırada yer aldı ve podyuma çıkarak Türkiye adına önemli bir başarıya daha imza attı.
UCI 2026 başında Portekiz’in Anadia’da düzenlenen The Trofeu Internacional Artur De Lopez Uluslararası Pist Bisikleti Yarışlarında Genç Erkekler kategorisinde sporcumuz Ege Erülkü, 1 km Zamana Karşı, Elimination ve Scratch yarışında ikincilik elde etmişti. Sporcumuz Ramazan Yılmaz ise Elimination yarışında ikinci olmuştu.
Bu sonuçlar, Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun pist bisikletinde uzun vadeli sporcu gelişim modeli kapsamında yürüttüğü çalışmaların somut çıktıları olarak değerlendiriliyor. Türkiye, son yıllarda pist bisikleti branşında önemli organizasyonlara ev sahipliği yaparak hem sporcuların gelişimine katkı sağlıyor hem de uluslararası arenada rekabet gücünü artırıyor. Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası gibi büyük organizasyonlara ilk kez ev sahipliği yapan Türkiye, bu branşta Dünya sıralamasında ilk 5’e, Avrupa’da ise ilk 3’e giren sporcuları ve uluslararası organizasyonlarda alınan başarılarını artırmayı sürdürüyor.
Olimpiyat Yolunda Kararlı Adımlar
2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları için kota hedefi doğrultusunda çalışmalarını hızlandıran Türkiye Bisiklet Federasyonu, Ocak ayından bu yana pist bisikleti branşında TOHM sporcularıyla yoğun bir hazırlık süreci yürütüyor. Milli takımların uluslararası yarışlarda elde ettiği dereceler, bu çalışmaların doğru bir planlama ile ilerlediğini gösteriyor.
Federasyonun sporcu gelişim stratejisinin bir diğer önemli ayağını ise Sporcu Eğitim Merkezleri (SEM) projesi oluşturuyor. 12-17 yaş grubundaki genç sporcuların pist bisikleti branşına kazandırılması amacıyla altyapı çalışmalarına hız verilirken, bu kapsamda puanlı Pist Bisikleti Kupası yarışları başlatıldı. SEM projesi kapsamında seçilen 25 sporcu, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenerek ve bu disiplinde farklı yaş gruplarında sporcu havuzunun gelişimine katkı sağlayacak.
“Hedefimiz Los Angeles Olimpiyatları”
Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, elde edilen başarıların Türk bisikleti adına gurur verici olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Pist bisikleti branşında yürüttüğümüz sporcu gelişim modeli ile hem elit seviyede başarılar elde ediyor hem de güçlü bir altyapı oluşturuyoruz. Avrupa Şampiyonası gibi önemli organizasyonları ülkemizde düzenleyerek hem ilgiyi artırmayı hem de kulüplerimizi sporcu yetiştirme konusunda motive etmeyi hedefledik. Sporcu havuzunun büyümesiyle birlikte bu başarıların sürdürülebilir olacağına inanıyoruz. Hedefimiz Los Angeles Olimpiyatları.”
Türkiye Bisiklet Federasyonu, pist bisikletinde altyapıdan elit seviyeye uzanan bütüncül sporcu gelişim modeliyle uluslararası başarılarını artırmayı ve Türk sporuna yeni şampiyonlar kazandırmayı hedefliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Alzheimer hastalığında mevcut ilaç tedavileri, hastalığın ilerleyişini durdurmaktan ziyade semptomları hafifletmekle sınırlı kaldığını ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.
Elektrik, manyetik alan, ultrason ve ışık gibi fiziksel uyarılarla beyin fonksiyonlarının düzenlenmesinin hedeflendiğini aktaran Dr. Celal Şalçini, “rTMS, tDCS ve TPS gibi non-invaziv yöntemler, bilişsel işlevleri destekleyerek hastalığın seyrini yavaşlatabilir. Özellikle erken dönemde uygulandığında daha etkili sonuçlar alınabileceği belirtiliyor.” dedi. Dr. Celal Şalçini, bu yöntemlerin henüz gelişim aşamasında olmakla birlikte umut vadettiğini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, Alzheimer ve demans tedavisinde rTMS, tDCS, ultrason, ışık ve 40 Hz uyarım gibi ilaç dışı nöromodülasyon yöntemlerinin beyin fonksiyonlarını destekleyerek hastalığın seyrini yavaşlatmadaki güncel yeri hakkında bilgi verdi.
Mevcut tedaviler Alzheimer’ı durdurmaz, sadece semptomları hafifletir!
Alzheimer hastalığının, günümüzde küresel ölçekte giderek artan bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıktığını kaydeden Dr. Celal Şalçini, “Mevcut farmakolojik tedaviler, özellikle asetilkolinesteraz inhibitörleri ve memantin, hastalığın seyrini tamamen durdurmaktan ziyade semptomları sınırlı ölçüde hafifletir ve geçici bir iyilik hali sağlar.” dedi.
Bu tedavilerin hastalığın ilerleyişini bir miktar yavaşlatsa da uzun vadede hastalığın nihai sonucu üzerinde belirgin bir değişiklik oluşturmadığını ifade eden Dr. Şalçini, “Anti-amiloid tedavilere yönelik çalışmalar umut verici olsa da yan etkiler, maliyet etkinliği ve düzenleyici onay süreçleri gibi nedenlerle henüz yaygın klinik kullanıma girmiş değildir.” şeklinde konuştu.
Nöromodülasyon tedavisi, beyin fonksiyonlarını etkileyerek sinaptik plastisiteyi artırıyor!
Bu noktada, ilaç dışı tedavi yöntemlerine olan ihtiyacın giderek arttığını, özellikle nöromodülasyon tekniklerinin dikkat çektiğini dile getiren Dr. Celal Şalçini, “Nöromodülasyon, farmakolojik ajanlar dışında elektrik, manyetik alan, ışık veya ses dalgaları gibi fiziksel yöntemlerle beyin fonksiyonlarını doğrudan etkilemeyi amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Bu yöntemlerin temel hedefi, sinaptik plastisiteyi artırmak, uzun süreli güçlenmeyi desteklemek ve beyin atrofisinin ilerleyişini yavaşlatmaktır. Ancak bu tedavilerin etkili olabilmesi için canlı nöronal dokunun varlığı kritik önem taşır, bu nedenle erken dönemde müdahale büyük avantaj sağlar.” dedi.
Günümüzde Alzheimer hastalığının yalnızca protein birikimiyle açıklanan bir durum olmaktan çıktığı bilgisini paylaşan Dr. Şalçini, şöyle devam etti:
“Aynı zamanda bir ‘bağlantı hastalığı’ (konnektopati) olarak değerlendirilmeye başlandı. Özellikle Default Mode Network ve hipokampal-kortikal ağlarda meydana gelen bozulmalar, bilişsel gerilemenin temelinde yer alır. Nöromodülasyon teknikleri de bu ağları hedef alarak işlevsel bağlantıları yeniden güçlendirmeyi amaçlar.”
Non-invaziv yöntemler içinde en yaygın olanı rTMS!
Nöromodülasyon yöntemlerinin invaziv ve non-invaziv olarak iki ana gruba ayrıldığına değinen Dr. Celal Şalçini, “İnvaziv yöntemlerden biri olan Derin Beyin Stimülasyonu (DBS), özellikle hareket bozukluklarında etkili sonuçlar vermiş olsa da Alzheimer hastalığında sınırlı fayda gösteriyor ve henüz yaygın kullanım alanı bulabilmiş değil. Benzer şekilde vagal sinir stimülasyonu da sınırlı sayıda çalışmada değerlendirdi ve klinik uygulamada yerini alamadı.” dedi.
Non-invaziv yöntemlerin ise günümüzde daha yaygın kullanıldığına vurgu yapan Dr. Şalçini, “Bunların başında tekrarlayan transkraniyal manyetik uyarım (rTMS) geliyor. rTMS, saçlı deri üzerinden uygulanan manyetik alanlar aracılığıyla kortikal nöronları uyararak beyin fonksiyonlarını düzenler. Özellikle dorsolateral prefrontal korteks hedeflenmekte ve yüksek frekanslı uyarımlar ile bilişsel işlevlerde iyileşme sağlanabiliyor. Düşük frekanslı uygulamalar inhibitör etki yaratırken, yüksek frekanslı uygulamalar uyarıcı etki gösteriyor. rTMS’nin bilişsel rehabilitasyon ve ilaç tedavileriyle birlikte kullanılması, tedavi etkinliğini belirgin şekilde artırıyor. Son yıllarda geliştirilen ‘multi-site rTMS’ yaklaşımı ile birden fazla beyin bölgesinin aynı anda uyarılması hedeflenir ve daha güçlü sonuçlar elde edilebilir.” açıklamasını yaptı.
TPS, nöroplastisiteyi artıran ve derin beyin yapılarına ulaşabilen bir yöntem!
Bir diğer yöntem olan transkraniyal doğru akım stimülasyonunun (tDCS), düşük yoğunluklu elektrik akımı ile nöronal uyarılabilirliği düzenlediğini aktaran Dr. Celal Şalçini, “Uygulaması kolay, taşınabilir ve yan etkisi oldukça düşük olan bu yöntem, özellikle hafif bilişsel bozukluklarda geçici iyileşmeler sağlayabiliyor. tACS ise alternatif akım kullanarak özellikle 40 Hz frekansında beyin ritimlerini düzenlemeyi hedefliyor, ancak insan çalışmalarında henüz sınırlı veri bulunmuyor.” dedi.
Ultrason temelli yöntemlere de dikkat çeken Dr. Şalçini, şunları söyledi:
“Transkraniyal Pulse Stimülasyonu (TPS), kısa süreli akustik darbelerle beyin dokusunu uyararak nöroplastisiteyi artırır ve derin beyin yapılarına ulaşabilme avantajı sunar. Avrupa’da Alzheimer tedavisi için onay almış olması, bu yöntemin klinik önemini artırır. Odaklanmış ultrason (FUS) ise kan-beyin bariyerinin geçirgenliğini geçici olarak artırarak özellikle amiloid temizliğini desteklemeyi amaçlar.
Fotobiyomodülasyon olarak bilinen yöntem, yakın kızılötesi ışık kullanarak mitokondriyal fonksiyonları iyileştirir ve oksidatif stresi azaltır. Bu sayede nöronal metabolizma desteklenir ve nörodejeneratif süreçler yavaşlatılabilir. Özellikle bilişsel rehabilitasyonla birlikte uygulandığında daha güçlü klinik sonuçlar elde edilir.”
Nöromodülasyon, umut vadeden ancak henüz gelişim aşamasında bir tedavi!
Son yıllarda öne çıkan bir diğer yaklaşımın ise gama frekanslı (40 Hz) nöromodülasyon olduğu bilgisini veren Dr. Celal Şalçini, “Görsel ve işitsel uyarıların birlikte kullanıldığı bu yöntemin, mikroglial aktiviteyi artırarak amiloid ve tau proteinlerinin temizlenmesini hızlandırdığı düşünülüyor. Klinik çalışmalarda bilişsel gerilemenin yavaşlatılması ve beyin atrofisinin azaltılması yönünde umut verici sonuçlar elde edildi.” dedi.
Tüm bu yöntemler değerlendirildiğinde, demans tedavisinde tek bir standart protokolün bulunmadığını vurgulayan Dr. Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hastalığın heterojen yapısı nedeniyle tedavi planı; hastanın klinik durumu, sosyal koşulları ve tedaviye erişim imkanları doğrultusunda bireyselleştirilir. Genel yaklaşım, nöromodülasyon tekniklerinin farmakolojik tedaviler ve bilişsel rehabilitasyon ile birlikte kullanılması yönündedir.
Sonuç olarak, nöromodülasyon yöntemleri Alzheimer ve diğer demans türlerinde umut vadeden, ancak henüz gelişim aşamasında olan tamamlayıcı tedavi seçenekleridir. Erken dönemde başlandığında daha etkili olan bu uygulamalar, hastalığın seyrini yavaşlatma ve yaşam kalitesini artırma potansiyeline sahiptir. Ancak uzun dönem etkileri, optimal uygulama protokolleri ve etik boyutları konusunda daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bornova Belediyesi, Ekolojik Kent Yerel Tohum Merkezi’nde vatandaşlara 220 bin adet yazlık sebze fidesi dağıtarak hem kentte üretimi teşvik etti hem de S.S. Bayındır Çiçek Üreticileri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi aracılığıyla yerel üreticiyi destekledi. Dağıtım törenine katılan Bornova Belediye Başkanı Eşki, toprağa sahip çıkan herkesin kentin gerçek üreticisi olduğunu söyledi. 2026 yaz sezonunda toplam 382 bin fidenin dağıtılması planlanıyor.
Bornova Belediyesi, Merkez Kapalı Pazaryeri içindeki Ekolojik Kent Yerel Tohum Merkezi’nde gerçekleştirdiği büyük çaplı dağıtımla vatandaşları yazlık sebze üretimiyle buluşturdu. Toplamda 100.000 adet yazlık sebze fidesi (domates, biber, patlıcan) Bornovalılara ücretsiz olarak dağıtıldı.
Dağıtılan fideler, S.S. Bayındır Çiçek Üreticileri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından temin edilerek hem kentte üretim teşvik edildi hem de yerel üretici desteklenerek kırsal kalkınmaya katkı sağlandı.
Kent bostanlarında kadın emeğine 120 bin fide desteği
Bornova Belediyesi’nin bünyesinde faaliyet gösteren 7 farklı kent bostanında üretim yapan 800’den fazla kadına da fide desteği sağlandı. Kent bostanları için toplam 120.000 adet fide dağıtılarak kadın üreticilerin üretim süreçleri güçlendirildi.
2026 yaz sezonu boyunca kent bostanları ve halka yönelik dağıtımlar kapsamında toplam 382.000 adet fide dağıtılması planlanıyor.
Başkan Eşki: “Toprağa sahip çıkan herkes bu kentin gerçek üreticisidir”
Dağıtım törenine katılan Ömer Eşki, vatandaşlara fideleri bizzat dağıtarak şu sözlerle üretimin ve dayanışmanın önemini vurguladı:
“Bayındır’daki kooperatiflerden gelen, kırsala desteğimizi büyüten ve sizlerle buluşturduğumuz bu anlamlı organizasyona hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada sadece fide dağıtmıyoruz; aynı zamanda üretimi, dayanışmayı ve doğaya sahip çıkma bilincini büyütüyoruz. Bu süreci titizlikle yürüten müdürlüğümüze, tarım alanında emek veren tüm personelimize ve katkı sunan belediye çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Ama en büyük teşekkür, doğaya sahip çıkan ve üretmek için buraya gelen sizlere. Hep birlikte daha yeşil, daha üretken bir Bornova inşa ediyoruz. Şimdiden hepimize hayırlı ve bereketli olsun.”
Fide dağılımı detayları
Toplam: 382.000 adet fide
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Turizm Konseyi, Tarım ve Çevre Konseyi, Yapay Zeka Konseyi, Zeytin Konseyi, Körfez-Ekoloji Kurulu, Su Kurulu ve Arkeoloji Kurulu’nun ardından Gastronomi ve Gıda Konseyi’nin kurulmasına öncülük eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kalkınma için kentin tüm dinamiklerini harekete geçiriyor. Kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getiren İzmir Gastronomi ve Gıda Tüketimi Konseyi ilk toplantısını yaptı. Başkan Tugay, kentin kendi yol haritasını ortak akılla oluşturmak istediklerini belirterek, İzmir’in öncü bir gastronomi ve gıda merkezi haline getirileceğini söyledi.
Kentlerdeki çok boyutlu sorunları ortak akılla çözmek için konsey ve kurulların kurulmasına öncülük eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gastronomi ve Gıda Tüketimi Konseyi’nin oluşturulmasını da sağladı. İzmir’i öncü bir gastronomi ve gıda merkezi yapmak için kurulan İzmir Gastronomi ve Gıda Tüketimi Konseyi’nin ilk toplantısı Kültürpark Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda yapıldı. Kamu, özel sektör ve akademiyi aynı masada buluşturan konseyin ilk buluşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu’nun danışmanlığını yapan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, bilim insanları, akademisyenler, üniversite ve iş dünyasının temsilcileri ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yöneticileri yer aldı.
İzmir’in uluslararası marka değerine doğrudan katkı sağlanacak
İzmir’in gıda sistemi üzerine görüşlerin paylaşıldığı toplantıda; tarımsal üretim desenleri ile üretim-tüketim ilişkileri kapsamlı biçimde ele alındı. Farklı paydaşların katkısıyla ortak bir bilgi zemini oluşturulması için yeni adımlar atılması kararlaştırıldı. Konseyin önemine değinen Cemil Tugay, bu yapı aracılığıyla sürdürülebilirlik, ekonomik kalkınma ve toplumsal refah arasında güçlü bir bağ kurulmasının hedeflendiğini vurguladı. Tugay, kentin güçlü tarım altyapısı, köklü gastronomi kültürü ve stratejik coğrafi konumunun bu süreçte belirleyici rol oynadığını ifade etti.
İzmir’in öncü bir gastronomi ve gıda merkezi haline getirilmesi amacıyla yürütülecek çalışmalar kapsamında, tüm paydaşların bir araya geleceği ve katılımcı yönetişim modelinin uygulanacağı belirtildi. Konseyin dört stratejik teması ise “Kent-Bölge Gıda Sistemi”, “Gıda Okuryazarlığı”, “Gastronomi ve Ekonomik Kalkınma” ile “İklim Krizi ve Dayanıklı Gıda Sistemi” olarak açıklandı.
Siyasi bir yaklaşımdan ziyade stratejik bir vizyon projesi olarak konumlandırılan konsey aracılığıyla, İzmir’in uluslararası marka değerine doğrudan katkı sağlanması hedefleniyor.
“Kendi yol haritasını oluşturmasını istiyoruz”
Başkan Tugay, bazı temalar üzerinden konsey ve kurullar oluşturduklarını belirterek, “Amacımız belediyenin çalışmalarına destek sağlamak değil; şehrin kendi politikalarını ve yol haritasını oluşturmasına katkı sunmaktır. Herkesin bir araya geldiği, birbirini duyduğu ve anlayarak birlikte iş ürettiği bir ortam kurmak istiyoruz. Belediyeye katkı verilmesinden ziyade, İzmir’in kendi yol haritasını belirlemesi bizim için önceliklidir. Kısaca ‘Nasıl bir yol haritamız olmalı?’ sorusunu birlikte konuşmak üzere sizleri davet ettik” dedi.
Gıda okuryazarlığı vurgusu
Başkan Cemil Tugay, gıda okuryazarlığının toplum sağlığı açısından kritik bir başlık haline geldiğini vurgulayarak, gastronominin yalnızca kültürel değil aynı zamanda sağlık ve çevreyle doğrudan ilişkili bir alan olduğuna dikkat çekti.
Tugay, Türkiye’de son 15 yılda özellikle diyabet başta olmak üzere birçok hastalıkta dikkat çekici artışlar yaşandığını belirterek, bu durumun beslenme alışkanlıkları ve gıda kalitesiyle güçlü bir bağının olabileceğini ifade etti. Obezite, kanser, Alzheimer ve metabolik hastalıklardaki artışın da benzer şekilde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Toplumda gıda bilincinin artırılmasının yalnızca sağlık açısından değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik açısından da önemli olduğunu belirten Tugay, “Gıda tüketiminde bilinçsizlik, gıda israfına da yol açıyor. Organik atıkların dönüştürülerek kompost olarak yeniden kullanılması önemli; bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Evsel organik atıkların Bokaşi yöntemi ile dönüştürülmesinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yapıyoruz. Gıda üretimi ile tüketimi arasındaki bağı, kentsel gıda stratejisi çerçevesinde kuracak bir plan üzerinde çalışıyoruz. Şehrimizde gıda üretim ve tüketiminin bütüncül biçimde ele alınması, veriye dayalı olarak sorunların tespit edilmesi amacıyla Kent Bölge Gıda Sistemi’ni kurmak istiyoruz” dedi.
“Biz hikayeleri olan bir şehiriz”
Üretici ve tüketicinin doğru yönlendirilmesi adına pek çok çalışmanın hayata geçirildiğini de aktaran Başkan Tugay, “İzmir ürettiği gıdayla kendine rahatlıkla yetebilecek bir şehir. Ama verilere baktığımızda gıdanın İzmir’e yüksek oranda şehir dışından geldiğini görüyoruz. Daha uzun süre bozulmadan kalsın diye ürünlerin genetiği ile oynanıyor, erken hasat yapılıyor, ayrıca uzaktan geldiği için artan maliyet sorunları yaşıyoruz. Bu şehir kalkınmak zorunda, Türkiye kalkınmak zorunda. Bunun sağlanması için yatırımların da doğru yapılması lazım. İzmir’in tarihsel sürecine baktığımızda İzmir her zaman ticaret, tarım şehri olmuş. Tarımın olması İzmir’i liman üzerinden ticaret şehri yapmış. Turizm var. Arkeoloji ve gastronomi önemli. Elbette tanıtımla ilgili sorunumuz var. Bunların üzerine gitmeliyiz” dedi.
“İzmir’i nereden aldık nereye bıraktık”
Artık herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirten Tugay, “Bizler üzerimize düşeni yapanlar mı olacağız, görmemeyi, anlamamayı, çalışmamayı tercih eden, sorunları sonraki nesillere bırakan insanlar mı olacağız? Herkes belli konumlarda geçici durumda. Dünyayı, ülkeyi, İzmir’i nereden aldık, nereye bıraktık? Bu; medeniyet, akıl, vicdan, sorumluluk işidir. Böyle görünmesini bekliyor ve diliyorum. Başladığımız noktadan daha ileri gitmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Konsey ve kurullar
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim krizi, ekonomik dönüşüm, teknolojik değişim ve artan toplumsal eşitsizlikler gibi kentlerin çok yönlü sorunlarına çözüm üretmek amacıyla ortak aklı harekete geçiriyor. Şehrin tüm dinamiklerini içine alan kurul ve konseylerin oluşturulmasına öncülük ediyor. Kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getiren bu yapılar, İzmir’in kalkınmasını sağlayacak yol haritası üzerine çalışıyor.
Bu kapsamda Turizm Konseyi, Tarım ve Çevre Konseyi, Yapay Zeka Konseyi, Zeytin Konseyi, Körfez-Ekoloji Kurulu, Su Kurulu ve Arkeoloji Kurulu’nun ardından Gastronomi ve Gıda Konseyi ile Yapı Teknolojileri Konseyi kuruldu.
Gastronomi Kurulu’nda kimler var?
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ve İZPA koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında oluşturulan Gastronomi ve Gıda Konseyi, kentin gıda ve gastronomi alanındaki mevcut durumunu değerlendirmek, potansiyellerini ortaya koymak ve ilgili paydaşların katkılarıyla ortak bir çalışma zemini geliştirmek amacıyla yapılandırıldı. Konseyin, kısa aralıklarla düzenli olarak bir araya gelen ve süreklilik arz eden bir yapı olarak işlemesi planlandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, İzmir Planlama Ajansı (İZPA), İZTARIM AŞ, İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Ege Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Tarım Ekonomisi Derneği, İzmir Kent Konseyi, Ulusal Tarım Gıda Birliği (UTGB), Şehir Plancıları Odası, İzmir Ticaret Borsası, Gıda Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, İzmir Ticaret Odası, Özyeğin Üniversitesi ve Yerküre Yerel Çalışmalar Kooperatifi, Ayşa, Migros, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, Köstem Zeytinyağı Müzesi, Zeytin Okulu, Kemal’in Yeri.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bergama Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleyen ve yerel üretimi güçlendiren çalışmalara hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Tiyelti Mahallesi’nde yürütülen çalışma ile doğada kendiliğinden yetişen 130 adet yabani ahlat ağacı, farklı armut çeşitleriyle aşılanarak üretime kazandırıldı. Öte yandan, Bergama’da gerçekleştirilen fidan dağıtımıyla binlerce meyve fidanı vatandaşla buluşturuldu.
Tiyelti Mahallesi’nde hayata geçirilen aşılama çalışmalarıyla atıl durumdaki ahlat ağaçlarının değerlendirilmesi hedeflenirken, bölge ekonomisine katkı sağlayacak verimli ve kaliteli armut üretiminin önü açıldı. Bergama Belediyesi’nin teknik ekip ve malzeme desteği sağladığı projede, Tiyelti Mahalle Muhtarı Salih KOBAK da çalışmalara bizzat katıldı. Uygulama yerel tarımsal üretimin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılması açısından örnek bir uygulama oldu.
Diğer yandan Bergama Belediyesi tarafından gerçekleştirilen fidan dağıtımı ile binlerce meyve fidanı hemşehrilere ulaştırıldı. Dağıtımı belediye tarafından yapılan fidanlar vatandaşlar tarafından toprakla buluşturularak Bergama’nın bereketli arazilerinde üretime dönüşecek.
“BERGAMA’NIN TARIMSAL KALKINMASINI DESTEKLERLE ARTIRIYORUZ”
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju ÇELİK; kırsal üretimin desteklenmesine büyük önem verdiklerini belirterek şunları söyledi;
“Bergama’mızın bereketli topraklarını daha verimli hale getirmek, üreticimizi desteklemek ve kırsal kalkınmayı güçlendirmek adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tiyelti mahallemizde gerçekleştirdiğimiz aşılama çalışmasıyla atıl durumdaki ahlat ağaçlarını ekonomiye kazandırıyoruz. Aynı zamanda dağıttığımız binlerce meyve fidanıyla da üretimin tüm vatandaşlarımıza yayılmasını sağlıyoruz. Belediyemiz olarak fidanları vatandaşlarıma ulaştırıyor, hemşehrilerimiz de bu fidanları toprakla buluşturarak üretime katkı sunuyor. Bu dayanışma modeliyle Bergama’da üretimi büyütmeye devam edeceğiz, tüm vatandaşlarımıza ulaşacak şekilde desteğimiz devam edecek.”
Bergama Belediyesi olarak, doğal kaynakların etkin kullanımı, üreticilerin desteklenmesi ve yerel kalkınmanın güçlendirilmesi adına benzer projeler artarak devam edecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.