DOLAR

48,6323$%0,04

EURO

56,1827%-0,02

STERLİN

65,6239£%-0,11

GRAM ALTIN

6.696,38%-0,36

ÇEYREK ALTIN

10.951,00%-0,48

TAM ALTIN

43.649,00%-0,49

BİST100

%

BİTCOİN

3696559฿%-3.10402

a
Güncellenme - 15 Eylül 2026 14:54
Yayınlanma - 15 Eylül 2026 14:54

Bağımlılıkta ‘yeşil terapi’ yaygınlaşıyor!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Gürler Güz, doğayla düzenli temasın bağımlılık tedavisindeki yeri ve önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

Doğa temelli müdahaleler tedaviye bağlılığı güçlendirmede tamamlayıcı bir rol oynuyor!

Bağımlılık tedavisinde birinci basamak yaklaşımların farmakoterapi (ilaç destekli tedavi), bilişsel-davranışçı terapi ve yapılandırılmış rehabilitasyon programları olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Gürler Güz, “Ancak klinik literatürde son yıllarda ‘yeşil terapi’ veya ‘ekoterapi’ başlığı altında incelenen doğa temelli müdahaleler, standart tedavinin yerini almasa da, nüks (tekrar başlama) riskini azaltmada ve tedaviye bağlılığı güçlendirmede tamamlayıcı bir rol oynuyor.” dedi.

Bağımlılığın, özünde beynin ödül sistemindeki bir dengesizlikle açıklandığını ifade eden Güz, “Madde kullanımı ya da davranışsal bağımlılıklar (patolojik kumar, dijital/internet bağımlılığı gibi), beyindeki dopamin salınımını doğal sınırların çok üzerinde tetikler. Zamanla beyin bu yapay uyarana alışır ve günlük hayattaki sıradan zevkler bir sohbet, bir yemek, bir başarı hissi eskisi kadar tatmin edici gelmemeye başlar. Klinik dilde buna ‘anhedoni’ denir; basitçe, hazdan haz alamama hali.” şeklinde konuştu.

Doğa, stresi azaltarak nüks riskine karşı koruma sağlayabilir! 

Doğada geçirilen zamanın, farklı bir kanaldan bu tabloya müdahale ettiğini kaydeden Güz, şunları söyledi:

“Araştırmalar, doğal ortamlarda geçirilen sürenin stres hormonu kortizolün düzeyini düşürdüğünü ve bedeni ‘savaş ya da kaç’ modundan çıkarıp dinlenme-onarım moduna soktuğunu gösteriyor. Bağımlılıkla mücadele eden pek çok danışanda gözlemlenen ortak nokta, yoğun stresin nüks riskini doğrudan artırdığıdır. Doğa, bu stres yükünü hafifleterek dolaylı ama etkili bir koruma sağlar.”

Sürdürülebilir iyileşme için bırakılanın yerine anlamlı bir şey koyabilmek belirleyicidir!

İyileşme sürecinin çoğu zaman ‘yoksunluk ve istek’ kavramları üzerinden anlatıldığını aktaran Güz, “Maddeden, davranıştan, ortamdan uzak durmak. Ancak sürdürülebilir iyileşme için asıl belirleyici olan, bırakılanın yerine anlamlı bir şey koyabilmektir.” dedi.

Buna ‘davranışsal aktivasyon’ denildiğini ifade eden Güz, “Yani boşalan zamanı ve enerjiyi doyurucu, sağlıklı bir aktiviteyle doldurmak. Doğa, tam da bu boşluğu doldurabilecek somut bir alternatif sunar. Bir doğa yürüyüşü, bir bahçede toprakla uğraşmak ya da sadece bir parkta oturup çevreyi fark etmek, kişiye kaybettiği kontrol duygusunu geri kazandırabilir. Bağımlılık sürecinde sıkça yitirilen bu ‘kendi hayatını yönetebilme’ hissi, psikolojide ‘öz-yeterlilik’ olarak adlandırılır. Doğada küçük ama somut kararlar alarak (hangi rotayı seçeceğine, bir bitkiyi nasıl büyüteceğine karar vererek) yeniden inşa edilebilir. Bu, nüksü önlemede kritik rol oynayan bir iç kaynaktır.” açıklamasını yaptı.

Doğa, bağımlılık tedavisini güçlendiren destekleyici bir unsur!

Doğanın bağımlılık tedavisinde dahil edilmesini yapılandırılmış biçimde kullanan modeller olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Gürler Güz, “Wilderness therapy (doğa terapisi) programları, özellikle ergen ve genç yetişkinlerde, grup halinde yürüyüş, kamp ve hayatta kalma becerilerini terapötik çalışmalarla birleştiriyor. Bahçıvanlık temelli rehabilitasyon programları ise, düzenli ve sabır isteyen bir uğraşın, dürtü kontrolünü ve ‘sonucu ertelemeyi öğrenme’ kapasitesini güçlendirdiğini gösteriyor.” dedi.

Türkiye’de de bu yönde artan bir farkındalık olduğuna dikkat çeken Güz, “Bazı rehabilitasyon merkezleri ve belediyeler, bağımlılıkla mücadele eden bireyler için doğa yürüyüşleri, ekolojik tarım atölyeleri ve açık hava programları düzenliyor. Bu uygulamalar henüz standart tedavi protokolünün yerini almasa da, tedaviyi güçlendiren ve sürdürülebilirliğini artıran unsurlar olarak öne çıkıyor.” diye konuştu.

Doğa tedavinin yerini almaz ama dayanıklılığı artırabilir! 

Doğanın bağımlılık tedavisinde neden önemli olduğuna açıklık getiren Güz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Üç ana etkisi var. İlki bedensel etki. Stres hormonlarının azalması, uyku kalitesinin artması ve genel gerginliğin düşmesi, dürtü kontrolünü destekleyen bir zemin oluşturur. İkincisi duygusal etki. Doğada geçirilen zaman, kaygı ve depresif belirtilerde azalmayla ilişkilendiriliyor; bu da bağımlılığa sıkça eşlik eden duygusal iniş çıkışları yumuşatabilir. Üçüncüsü ise anlam ve bağ kurma. Doğa, kişiye kendinden daha büyük bir bütünün parçası olduğu hissini vererek, bağımlılığın getirdiği yalnızlaşma ve anlamsızlık duygusuna karşı bir denge noktası oluşturur.

Elbette doğa, tedavinin yerini alacak sihirli bir formül değil. Bağımlılıkta ilaç desteği, psikoterapi ve gerektiğinde yapılandırılmış rehabilitasyon süreçleri vazgeçilmezdir. Ancak doğayla kurulan düzenli ve bilinçli temas, bu süreçlerin yanında kişinin dayanıklılığını artıran, nüks riskini azaltan ve iyileşmeyi kalıcı kılan değerli bir destek unsuru olarak görülebilir.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Yüz Germe Cerrahisinde Yeni Nesil Yaklaşım: Endoskopik Yöntem

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.