25 Temmuz 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
Samsun 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Duygu Kaya

Duygu Kaya

03 Haziran 2021 Perşembe

DUYGUSAL ZEDELENME

duygusal zedelenme
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Tükenmişlik Sendromu çok uzun yıllardır birçok insanda meydana gelen ve araştırmalara konu olan duygusal zedelenme konusu son zamanlarda artık öğrencilerde sıkça karşılaşılan bir sorun halini almaya başladı. Tükenmişlik Sendromu kısaca duygusal çöküş, yıpranma, duyarsızlaşma veya azalmış başarma motivasyonu olarak kendini gösterir. Bu sendromu yaşayan kişilerin genellikle gelecekten beklentisini kaybetmiş, umutsuz ve çaresiz hisseder. Depresyon bunalımı içinde olan bireylerin duygularıyla birbirine benzer özellikler gösteren bu sendromdan son zamanlarda en çok okul çocukları muzdarip olmuştur. Gençlerin, çocukların bu sendromu bu kadar yaşamaları daha iyi okullarda okuyabilmek için girdikleri yada girecekleri onlarca sınav, veli ve öğretmenlerin yüksek beklentileridir. Özellikle velilerin evde çocuklarına karşı aşıraya kaçan ilgileri çocukların üzerinde son derece büyük bir baskı oluşturmaktadır. Bu baskılar altında ezilen, sürekli  daha fazlasını isteyen velinin karşısında çocuğun artık ben hiçbir şey yapamıyorum, istesem de yapamam, ben başarısızım gibi düşüncelere kapılması çocukların duygusal durumunu daha çok etkilemektedir.

Duygu durumu ile çocuğun  başarısı arasında paralellik vardır. Çocuk mutluysa ve ne kadar az stres altındaysa o kadar başarılı olma ihtimali yüksek olur. Eğitim sisteminin getirdiği sorunlar öğrencilerin bilişsel, duygusal gelişimlerini etkilerken aynı zamanda yıpranmalarına neden olmakta, bu da başarısızlığı beraberinde getirmektedir. Başarısız olan yada yavaş yavaş başarısında azalma azalma meydana gelen çocuğun bilgisinin değil, öncelikle duygusal durumu irdelenmelidir. Çocuğun çalışma ortamı, arkadaş çevresi, sosyal yaşantısındaki yeri, arkadaşları ile iletişimi, ailesi ile ilişkisi, çocuk negatif bir durum yaşadığında ailesinin tepkisi gibi birçok konu çocuğun başarısında hatta en önemlisi duygusal durumunda etkilidir. Velilerin bitmek bilmeyen istekleri, çocuklardan boylarından büyük işler beklemeleri çocukların sırtında büyük bir yük olması onların başarma yok etmesi ve bununla birlikte başarılarının düşmesi bir tesadüf değil, yaşananların olağan bir  sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.  Velilerin her isteğine karşılık veremeyen çocuklarda ben başarısızım algısı oluşmaya başladığı zaman bu girdaptan çıkması mümkün olmamaktadır. Bu nedenle özellikle sınav dönemlerinde çocukların üzerindeki baskıyı azaltmak, potansiyelinin üzerinde beklentiye kapılarak onları uçurumun kenarına sürüklememek yapılacak en doğru davranış şekli olacaktır. Çocukları sadece başardığında sevmek, ödüllendirmek yeterli bir anne baba davranışı değildir, başarıyı yakalayamadığında da bunun olağan olduğunu, her zaman olumlu sonuçlar alınamayacağını, önünde daha çok uzun bir yol ve başarması için birçok neden olduğunu anlatmak ve onu her şeyi ile kabul ettiğini hissettirmek de anne baba- çocuk ilişkisinde önemli bir yer tutmaktadır. Yani çocukların yaşadığı olumsuz durumu perçinlememek gerekir. Yaşanan pandemi süreci, çocukların çok uzun süre sosyallikten uzak kalmaları, kaldıramayacakları yüklerin altına girmeleri, hazırlandıkları büyük sınavlar, veli ve öğretmen memnun etme kaygısı zaten onları yeterince psikolojik rahatsızlıkların kıyısına itmektedir. Bu nedenle çocuklarla iletişimde çok hassas olunmalıdır. Onların insan olarak değerli olduğu unutulmamalı, sağlıkları öncelikli olmalıdır.

Devamını Oku

ÖLÜME TERK EDİLMİŞ TOPLUMLAR

ölüme terk edi̇lmi̇ş toplumlar
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilim araştırma, öğrenme, sınama yoluyla gelişir. Bilimin gelişmesi ve bunu takiben toplumun gelişmesi için mutlaka özgür bir çalışma ortamına ihtiyaç vardır. Kısıtlanmış, sınırlandırılmış, engellenen insanların herhangi bir bilimsel çalışma yapması mümkün değildir.

İnsan öncelikle bilme özgürlüğüne kavuşmalıdır. Yunus emre bu durum için “İlim kendin

bilmektir. “ demiştir. İnsan bilmeye, öğrenmeye, keşfetmeye önce kendinden başlamalı ardından çevresine yönelmelidir. Komşu ulusların dahi yaşayışını, düşünce yapısını gözlemleyebilen kişi özgürlük kapısının eşiğinden ilk adımı atmış demektir. Bilime, bilgiye ulaşabilmek hem maddi hem de manevi hayatın gerçeklerini okuyabilmek, deney ve gözlem yoluyla öğrenme özgürlüğünden geçmektedir. Bu da ilk olarak disiplinli bir aile yaşantısı ve iyi bir okul eğitimi ile gerçekleşebilir. İnsan ilgi duygu, merakını cezbeden her alanda öğrenmek istediği varlıkların sırrını çözebilme özgürlüğüne kavuşması gerekir.

İnsan herşeyden düşünen bir varlıktır. Bu da insan olabilmenin, yaşayabilmenin ancak düşünmek yetisiyle mümkün olabileceğini bize göstermiştir. Aynı zamanda düşünülen herşeyin eleştirilebilmesi de bilime ve düşünce özgürlüğüne büyük katkı sağlayacaktır. Sorgulama ve araştırma insanlara birşeyler öğretebildiği, bizleri geliştirebildiği gibi bilginin de gelişimine yardımcı olmaktadır.

Bir toplumda yaşayan insan düşünce özgürlüğünden yoksunsa o toplumun hiçbir alanda gelişme göstermesi mümkün değildir. Baskının olduğu yerde, düşünce özgürlüğüne gem vurulan yerde ne bilim ve teknoloji ne de erdemli insan yetişemez. Örneğin Orta Çağda kilise baskısı ve zulmü kişilerin özgürlüğüne engel olduğu için bilime büyük darbe vurulmuş, skolastik düşünce yapısı yıllarca insanların kandırılmasına, ezilmesine neden olmuştur. Bilimsel çalışmalar yapmak isteyen insanlar çeşitli yaptırımlarla karşılaşmıştır. Fakat ilerleyen zamanlarda korkuların aşılması ile birlikte düşünce özgürlüğüne giden bir yol açılmış ve Avrupayı zirveye çıkaran bilimsel çalışmalar başlamıştır. Bunların hepsi sorgulama yoluyla başarılmıştır.

Dünyadaki genel yasalara göre düşünce özgürlüğü hepimizin hakkıdır. Ancak ezilen, sindirilen toplumlarda insanların bu hakları kullanabildiği pek gözlenmez. Bu hakkın kullanılamadığı, baskı altında ezilen toplumlar ölüme terk edilmiş toplumlar olmaktan ileriye gidemez. Bu nedenle okullarda verilmesi gereken öncelikli ve temel eğitim çocukların düşüncelerini diledikleri gibi dile getirebilen, korkmayan, sinmeyen bireyler olarak yetiştirilmesidir.

Devamını Oku

DUYUŞSAL VE PSİKOLOJİK FAKTÖRLERİN ÖĞRENMEYE ETKİSİ

duyuşsal ve psi̇koloji̇k faktörleri̇n öğrenmeye etki̇si̇
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzaktan eğitimde öğrenciler kadar eğiticilerin öğrencileri ile iletişimi ve tepkisi de çok büyük önem taşır. Çünkü eğiticiler etkileşimi ve motivasyonu etkileyen en temel unsurdur. Öğrenciyi öğrenmeye teşvik eden, ders içi aktivitelere yön veren öğretmendir. Ders için yapılan tüm etkinliklerde öğrenen kendinden bir şey bulmalıdır. Öğrencinin bilgiyi içselleştirebilmesi için öğretmenin öğrencisini iyi tanıması şarttır. Uzaktan eğitimde mutlaka sorunlar yaşanacak ve süreçte memnun olmayan mutlaka çıkacaktır. Bu tür tepkilere yüz yüze eğitimde şahit olurken uzaktan eğitimde sorunlarla karşılaşmak çok normaldir. Bu durumda yapılacak ilk iş meseleyi sorun odaklı görmek yerine, çözüm odaklı düşünerek incelemektir. Uzaktan eğitimin zorluklarını görmezden gelemeyiz fakat duruma olumsuz da bakamayız. Avantajları görerek, kaliteye odaklanan ve her durumda öz eleştirisini yapmaktan kaçınmayan bir öğretmen tutumuyla değerlendirme yapmak gerekir.

Eğitimde gözle görünen unsurlar olduğu gibi motivasyon, tutum, ilgi, kaygı gibi gizil özelliklerinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Eğitimde ve öğretimde karşılaşılan hiçbir sorun bu nedenle tek açıdan düşünülmemelidir. Duyuşsal ve psikolojik etkenlerle bir bütün olarak kabul etmek gerekir. Bu doğrultuda öğrenme ortamı öğretici tarafından iyi organize edilmelidir. Öğretmen öğretimin her aşamasında yer almalı ki eğitim ne kadar uzaktan olursa olsun öğrenci bir o kadar her duruma yakın olmalıdır. Öğretmen eğitim de en başta teknolojiyi iyi kullanabilmeli, uzlaştırıcı olmalı, kendini gelişen şartlara göre güncellemeli ve yapılandırmacı eğitimin baş rolünde olmalıdır. Sonuç olarak öğrenci derse uzaktan katıldığında öğrencisiyle kontak kurmayı bilmeli, eğitim uzaktan olsa bile öğrencisine dokunabilmelidir.

 

Devamını Oku

UZAKTAN EĞİTİMDE ÖĞRETMEN – VELİ İŞ BİRLİĞİ

uzaktan eği̇ti̇mde öğretmen – veli̇ i̇ş bi̇rli̇ği̇
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzaktan eğitim sadece belirli bir yaş grubunu değil, ana okulu, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri gibi tüm öğrencileri içine alan bir eğitim modelidir. Her yaşa uyarlanmaya çalışılan ve ortalama bir kalitede uygulanan bir sistemdir. Bu nedenle de her yaşa, her seviyeye ve her psikolojiye göre dikkat edilmesi şart olan, özel bir çalışma gerektiren önemli bir durumdur. Küçük yaş gruplarına baktığımızda veli-öğretmen iş birliği gerekliyken, büyük yaş gruplarında öğretmen-öğrenci iş birliği ön plana çıkmaktadır. Fakat burada eğitimin temeli küçük yaş gruplarında atıldığından dolayı esas kabul etmemiz gereken ve öğrenciye en kısa yoldan ulaşabilmemize olanak sağlayan ilişki öğretmen-veli ilişkisi olarak dikkat çekmektedir.

Peki uzaktan eğitimde velinin rolü nedir?

Veli örgün eğitimde de uzaktan eğitimde de en temel unsurlardan biridir. Öğrenciyi organize eden, öğrencinin dersten alacağı verimi zirveye çıkarmak konusunda uygun ortamı sağlayan en önemli değişkendir. Özel okullarda ders programı öğrenciye sistemden atanır. Etüt, kurs gibi ek ders alması amacıyla gönderilen bu eğitim kurumlarında da ders programı konusunda farklı seçenekler bulunur. Kimisi web sitelerinden, kimisi bazı internet içerikli sohbet gruplarında, kimisi telefondan mesaj yöntemi ile, kimisi ise kurumların sosyal medyalarından öğrenci ve velilere duyurulur. Devlet okullarında ise EBA üzerinden bir program belirlenir ve buna bağlı olarak okul ve öğretmen inisiyatifinde bir program hazırlanır öğrenci ve veliye iletilir. Gerçekleşen her durumda bu programları öğrencinin takip etmesi ve uygulaması istenir. Bu programlar doğrultusunda öğrencinin günlük aktiviteleri ayarlanır. Öğrencinin kahvaltı düzeni, derse katılacağı ortam, sandalyesi, masası, dersi dinlerken ki konsantrasyonu tamamen evin içindeki sinerjiye ve veli organizasyonuyla ilgilidir. Öğrencinin dersi sabah kaçta başlıyorsa bir saat önceden uyanılması gerekmektedir. Veli öğrencinin her zaman aynı yerde hazırlanmış uzaktan eğitim araç gereçleri, en başta internet ve bilgisayar ile alakalı tüm her şeyi hazırlamış olması gerekmektedir. Eğer ki veli tüm hazırlıkları yapamaz ve öğrencinin derse katılımında aksama meydana gelirse öğrenci bu durumdan fazlasıyla olumsuz etkilenecek ve dersten alınacak verim en az seviyeye düşecektir. Veli tüm hazırlıkları yapıp, öğrenciyi derse hazır hale getirdikten sonra ise artık öğrenciyi tamamen öğretmen ve arkadaşları ile baş başa bırakmalıdır. Nasıl ki örgün eğitimde öğrenci okula gittikten sonra tek başına ise uzaktan eğitimde de öyle olmalıdır. Tabi ki öğrenciyi sosyalleşmenin en önemli ve en temel yerlerinden birisi olan okullardan alıp bir odada tek başına bilgisayar karşısına oturtmak hiç kolay değil. Fakat her ne olursa olsun bu veli tarafından başarılmalıdır. Eğitilemeyen nesillerin gelecek yıllarda kayboluşunu, eğitimden kopan bireylerin yaşamlarında oluşan boşlukları telafi edilemez bir hal aldığını görmemek için veliye büyük bir görev düşmektedir.

Ev ortamında; ders esnasında ya da ders süresi dışında öğrenciyle alakalı dikkat çeken her detay veli tarafından öğretmene bildirilmelidir. Hiçbir sorun görmezden gelinmemeli, içinden çıkılamaz bir hal almadan öğretmenin hemen soruna yönelmesi sağlanmalıdır. Her öğrenci değerlidir. Hepsinin geleceğe katkısı büyük olacaktır. Bu nedenle hiçbir sorun hafife alınmamalı, öğrenci psikolojisi önemsenmeli ve veli tarafından öğrenci için uygun ortam hazırlanmalıdır. Bu süreçte başarı için veli öğretmen iletişimi çok önemlidir. Sonuç olarak uzaktan eğitim gelecek için bu kadar önemliyken, velilerinde uzaktan eğitime uzak kalmamaları gerekmektedir.

 

Devamını Oku

COVİD-19 SONRASI YENİ DÜNYA DÜZENİNDE EĞİTİM KONJONKTÜRÜ

covi̇d-19 sonrasi yeni̇ dünya düzeni̇nde eği̇ti̇m konjonktürü
8

BEĞENDİM

ABONE OL

Covid-19 salgını her alanda olduğu gibi eğitim alanında da köklü değişikliklere neden oldu. Bu köklü değişiklikleri yapmak dünyada hiçbir ülke tarafından kolay olmadı. Aniden gelen ve hiçbir önlemimiz olmadan alışılagelmiş tüm eğitim modellerinden uzaklaşılarak yeni bir anlayış geliştirmemize ve denemesi dahi yapılmadan uygulamaya geçmek zorunda kaldık. Daha yüz yüze  eğitim sisteminin bile ne olduğunu idrak edememiş ve bunu başarılı bir şekilde uygulayamamışken tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de uzaktan eğitim anlayışına geçtik. Salgın öncesi son dönemlerde zaten örgün eğitimin de uzaktan eğitim platformlarıyla yada karma öğrenme modelleriyle desteklendiğine şahit olmuştuk. Salgın öncesi uzaktan eğitim ile salgınla birlikte gelen karanlık dönemde uygulanan uzaktan eğitim aynı birçok nedenden dolayı ayrışmalıydı. Bu ayrımı anlamak için uzaktan eğitimin aslında ne olduğunu şuan ise ne tür bir uygulamaya evrildiğini bilmemiz gerekmekteydi. Peki “uzaktan eğitim” aslında neydi?

Uzaktan eğitimi iyi anlamak ve algı hatalarını düzelmek için tanım yapmamız gerekmektedir. Zira uzaktan eğitim demek günümüz şartlarında derslerin sadece çevrim içi platformlar aracılığıyla ders verilmesi değildir. Uzaktan eğitim; öğrenen ve eğitimcinin farklı yerlerde olduğu, derslerin bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla eş zamanlı ya da eş zamansız olarak yürütüldüğü esnek ve öğrenen bireyler arasında sözde fırsat eşitliğini sağlayan bir eğitim biçimidir. Bu tanım en genel tanımdır ve günümüz dünyasına tam anlamıyla yeterli hizmeti vermemektedir. Önceleri mektup ardından ise radyo ve tv gibi iletişim araçlarıyla yürütülen uzaktan eğitim daha sonra gelişen şartlara bağlı olarak web tabanlı öğrenme ya da bilgisayar destekli öğrenme ile varlığını sürdürmüştür. Anlayacağımız üzere uzaktan eğitim aslında temelde bulunan yüz yüze eğitime takviye ve yüz yüze eğitim imkanı olmayan bireylere destek amaçlı kullanılması gereken bir eğitim biçimidir. Günümüzde ise yüz yüze eğitim neredeyse tamamen terk edilmiş ve ve destek amaçlı kullanılan bu sistem eğitimin tam ortasına koyulmuştur. Ani gelişen ve tüm dünyayı hazırlıksız yakalayan bu süreçte ülke olarak uzaktan eğitimi öğrenciye en hızlı ulaşabilen  bir yol olarak gördük ve hızlıca uygulamaya geçtik. Fakat pandemi öncesi nasıl yararlandığımız ve pandemi ile birlikte ise nasıl bir değişimle bunu eğitim sistemimizin içine serpiştireceğimizi anlayamadık. Çünkü örgün eğitimde bildiklerimizi tamamen unutmamız gereken yeni bir sistemle karşı karşıyaydık. Bazılarımız uzaktan eğitim sürecini kamera karşısına geçerek dümdüz bir anlatım ile gerçekleşen bir uygulama sistemi olarak algıladı. Bu nedenle de çoğumuz uzaktan eğitimi tam olarak anlayamadan sığ bir şekilde kullanmaya başladık. Oysa ki uzaktan eğitim kabuklarımızı kırmamız gereken, yüz yüze eğitimdeki gerçekliği, samimiyeti ve heyecanı sanal ortama taşımamız gereken daha büyük özveri ve materyal çalışması gerektiren bir sistemdir. Hiçbir sistem öğrencinin gözünün içine bakarak ders anlatmanın, heyecanla kalkan parmaklara söz hakkı vermenin, mutsuz olduklarını hissettiğinde başlarına sevgi ile dokunmanın, davranışlarını tüm şeffaflığı ile izlemenin yerini tutmayacağını hepimiz biliriz. Bunların hiçbirini uzaktan eğitimde yaşayamayız fakat öğretimi en kaliteli hale getirmek biz eğitimcilerin en temel görevidir.

Duygusal davranışlara belki dokunamayız ama bilişsel açıdan yapabileceğimizin en iyisini yapmak zorundayız. Geleceğe buruk bir nesil taşıdığımızın farkındayız ama en azından bilgi anlamında eksiği olmayan, donanımlı bireyler yetiştirerek hataları, eksikleri telafi etmek adına mücadele etmeliyiz. Tahmin edileceği üzere uzaktan eğitim-online eğitim bir süre daha bizimle olacak. Yeni dünya  konjonktürü artık online eğitime evrildi. Bu nedenle daha iyi bir online eğitim nasıl olmalının cevabını arayan Öğretmenler için kapsamlı bir eğitim programı geliştirilmeli, gelişmiş ülkelerde uygulanan ve başarıya ulaşan sistemler iyice analiz edilmeli, ne kadar bütçe gerekiyorsa kullanılmalı ve Türk eğitim sistemine yakışır bir şekilde kendimize uyarlamamız gerekir. Zira birkaç yıl sonra önlem almak ya da çabalamak için çok geç kalınmış olacak ve ne yazık ki eğitimimiz güncel reformları içselleştiremeyecek , toparlanamayacaktır.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.